bbc haberinin üzerine bu habere rastladım, ilginç oldu.
kurmaca olmayınca da, büyük ödül şak diye ilk yarışmada gidebiliyor.
sahi siz hiç bir yarışmada en büyük ödülün verildiğini görmüş müydünüz, hele ilk programda...
trt de bu işleri öğrenecek zamanla...
"trt 1'in yeni yarışması büyük hedef'in ilk yarışmacısı büyük ikramiyeyi kazandı
trt 1 ekranlarında cem davran’ın sunduğu ’büyük hedef’ yarışmasında fatih ışıdı isimli vatandaş bildiği 5 soru ile 250 bin ytl kazandı.
cem davran, yarışma boyunca ışıdı’nın sorulara verdiği yanıtları ve mantık yürütmelerini büyük bir hayranlıkla karşıladı. davran, kendisinin yarışmacı olması durumunda bu soruları bilemeyeceğini, bu soruları bilebilmesi için bir ömür daha geçirmesi gerektiğini ifade etti.
fatih ışıdı isimli vatandaş ise finale kadar iyi bir yarışma sergiledi ve finaldeki 5 sorudan 3’üne bilgi ile 2’sine ise yüksek tahminle yanıt verdi.
ışıdı, büyük ödülü kazandıktan sonra "şu anda inanamıyorum, gerçekçi gelmiyor" ifadelerini kullanırken bir hayli heyecanlıydı.
işte fatih ışıdı’ya 250 bin ytl kazandıran 5 soru ve yanıtları:
1-dracula romanının yazarı kimdir? a-lovecraft b-agatha christie c-stephan king d-bram stoker
2-grand slam tenis turnuvası sezonu nerede başlar? a-avustralya b-ingiltere c-abd d-fransa
3-hangisi güneş tutulması türlerinden biri değildir? a-tam b-parçalı c-halkalı d-yarım
4-ilk haçlı seferi kaçıncı yüzyılda düzenlenmiştir? a-10 b-11 c-12 d-13
5-hangisi oğlak dönencesindeki ülkelerden biri değildir? a-avustralya b-brezilya c-mozambik d-malezya
cevaplar: d, a, d, b, d"
sorular iyiymiş, haber medyatava'dan...
31 Temmuz, 2008
BBC'de Böyleyse
her zaman söylerim, televizyondaki yarışma programlarını izleyin ama hemen hepsinde bir miktar "kurmaca" olduğunu bilin diye...haber milliyet'ten:
"bbc yarışmalarına hile cezası
canlı denilen programların öyle olmadığı, yarışmalarda takma isimli bbc çalışanlarının galip geldiği anlaşıldı! sonuçta 8 programı ‘kusurlu’ bulunan bbc’ye 950 bin ytl ceza kesildi.
ingiliz medya denetim kurulu ofcom, telefon bağlantısıyla yapılan yarışmalarda halkı aldattığı gerekçesiyle bbc’ye 400 bin sterlin (950 bin YTL) para cezası verdi. ofcom, bbc televizyonu ve radyosunda yayımlanan toplam 8 programda “çok ciddi kusurlar” bulunduğunu açıkladı. bu programların bazılarında, takma isimlerle yarışmalara katılan bbc yapım ekibi görevlilerinin yarışmanın galibi olarak gösterildiği belirtildi. canlı yayımlandığı söylenen ve izleyicilerden telefonla yarışmaya katılmaları istenen bazı programların da aslında önceden kaydedilmiş olduğu ve yarışma için arayanların aslında kazanma şansının bulunmadığı kaydedildi.
cezalı programlar ve yayımlandıkları bbc kanalları şöyle:
comic relief (bbc one)
sport relief (bbc one)
children in need (bbc one scotland)
tmi (bbc two ve cbbc)
liz kershaw show (bbc 6 music)
jo whiley show (bbc radio 1)
russell brand (bbc 6 music)
clare mc donnell show (bbc 6 music)"
bizde ise - tabii daha eskiden de vardır ama - ilk olarak bbg evi yarışma içindeki gelişmeleri kurgulayıp gerçekmiş gibi sunan en eski yapımlardan biridir.
daha sonra bazen küçük, bazen büyük oyunlarla bu gelenek sürdürülmüştür. hani survivor türkiye-yunanistan finalinde, bir survivor finalinin nasıl penaltı atışlarıyla yapıldığını geçelim, uzun reklam aralarından sonra aynı penaltı atışlarının sanki yeniden atılmış gibi tekrarlandığını farketmediğinizi söylemeyin. ya da akademi türkiye'de çok sevilen yarışmacılardan birinin elendikten bir hafta sonra yeni bir kural koyularak elenenlerden birinin seçilerek yarışmaya geri dönmesinin sağlandığını...
şimdi moda olan ise sms sonuçlarının bölgelere dağılımının yapılarak açıklanması. böylece en çok reklam alınan bölümde sonuç 1 kerede söylenmek yerine, 7 kez hem de dakikalarca uzatılarak veriliyor. ayrıca yarışmada aslında kimin yarışacağı belli değilken, o gün yarışacak yarışmacının ailesinin, akrabalarının stüdyoda bulunması çok büyük bir tesadüf olsa gerek.
yarışmalarda ratingi arttırmak için çıkarılan sahte kavgalar ve yarışmacılara en baştan imzalatılan sözleşmeler de hep işin birer parçası.
tüm yarışmaları da suçlamayalım ama en azından küçük ayarlamaların her zaman olduğunu bilmekte yarar var.
acun da hangi kutuda ne olduğunu bilmiyordu değil mi....
İşimiz Şansa Kalmış
Four-Four-Two


yıllar önce ilk gazetecilik deneyimim için izmir kanal 1 televizyonu'nda muhabirlik yapmaya başlamıştım. orada geçirdiğim keyifli günleri ve o sinerjiyle çıkan muhteşem haber bültenlerini unutamam.
herşey yolunda gibi giderken haber müdürümüz volkan çetin (şu an cnn türk spor servisi müdürü) kanal yönetiminin tutumu nedeniyle istifa etti. ve 1 gün içinde 17 kişilik tüm haber merkezi istifasını verdi. biz o zaman öğrenciydik ve açıkçası "istifayı basma"nın bedeli ağır değildi. ama diğer 16 kişinin çoğunluğu "eve ekmek götürmesi" gereken kişilerdi. yine de çok romantik bir karara imza atmış olmalı ki bu ekip, yıllardır böyle bir yaklaşım daha görmedim. ta ki, bugün four-four-two adlı futbol dergisinin ekibinin istifasını okuyana kadar.
bilen bilir, four-four-two "hepsibirbirinebenzer" futbol medyasından ayrılan, futbolun özünün, futbolun felsefesinin, ruhunun ele alındığı bir dergiydi. derginin genel yönetmeni banu yelkovan, istifa ediyor ve arkasından derginin tüm editör ekibi istifalarını sunuyor.
yani yıllar sonra medyada bir ekip daha müdürleri için topluca istifa ediyor.
işsizlik belki zor ama futbol deyimiyle kollektif oynamak herkesin harcı değil.yolları açık olsun...
Bekleviç Beklerken
adalet ve kalkınma partisi, anayasa mahkemesi'nin 6'ya karşı 5 oyuyla, siyasi hayatına devam ediyor. aslına bakılırsa, anayasa mahkemesi'nin cumhurbaşkanı seçiminde gerekli gördüğü 367 katılım şartı ve üniversitede türbanı yasaklayan kararlarından sonra beklenti, partinin kapatılması yönündeydi. mahkemenin bugün verdiği kararın tartışmalarını, değerlendirmelerini zaten her yerde görebilirsiniz.benim dikkat çekmek istediğim kişi ise güçlü türkiye partisi genel başkanı tuna bekleviç. tahmin ediyorum, akp'nin kapatılmamasına en çok üzülen kişilerden olabilir. zira akp, yazılanlara göre; partinin kapatılma olasılığına karşılık yeni bir parti kurmaktansa tuna bekleviç'in partisi altında yeni bir yapılanma kararı almıştı. ne gibi pazarlıklar yapıldı bilemeyeceğiz ama tuna bekleviç'in adını bugün kapatma kararı çıksaydı bundan sonra çok fazla duyacaktık diye düşünüyorum.
asıl merak ettiğimse şu: bir bakışa göre akp'ye zor durumdayken yardım elini uzatan ya da başka bir bakışla akp'nin yedek partisi konumuna gelerek siyasi çıkar elde etmeye çalışan bekleviç'e, akp bundan sonraki süreçte bir rol biçecek mi; en azından bir milletvekilliği verecek mi?
yoksa yüce mahkeme; akp'ye kılpayıyla devam derken, tuna bekleviç beklemeye devam mı edecek...
29 Temmuz, 2008
İnadına Rakı
alkole önce çok yüksek vergiler geldi, sonra televizyonlarda dizilerde bile gösterilmesi yasaklandı, bakın yeni haber medyatava'dan:"rakı reklamına durdurma kararı:
reklam kurulu, 15 temmuz’da yaptığı toplantıda alınan kararları açıkladı.
kurul, elda içecek ve enerji hizmetleri a.ş’ye ait "www.eferaki.com" adresli internet sitesinde yayınlanan tanıtımlarda yer alan, "ehl-i keyifle içilen rakıyla birlikte söylenen şarkılarla kimi zaman acıyı, kimi zaman mutluluğu anlatır. kimi zamansa, amaç sadece rakı içmek ve muhabbet etmektir. rakı içmek, önceleri erkek olmanın bir adımı olarak görülür. bir babanın gurur kaynağıdır oğlunun rakı içebilmesi, ne de olsa erkek oldu demektir" ifadeleri ile alkollü içki tüketiminin teşvik edildiğine ve "rakı" kullanımının "erkek olmanın şartı" şeklinde yanıltıcı ve abartılı bir şekilde nitelendirildiğine hükmetti. kurul, bu nedenle söz konusu tanıtımların alkol ve alkollü içkilerin iç ve dış ticaretine ilişkin usul ve esaslar hakkında yönetmelik’e uygun olmadığına ve bu durumun tüketici kanununa aykırı olduğuna dikkat çekerek reklam veren elda içecek ve enerji hizmetleri a.ş. hakkında ulusal düzeyde 60 bin YTL idari para ve anılan reklamları durdurma cezaları verilmesini kararlaştırdı."
efendim, çocukluğumda su yerine rakı şişesini buzdolabından kafaya dikme meselesi yüzünden hayatımda bir daha rakı içemedim. çok fazla alkol tüketmem, arada bira ve şarap tercihimdir. ama televizyon değil, gazete değil; efe rakı'nın kendi internet sitesinde yer alan bir ifade nedeniyle bu kadar zorlama bir ceza verilmesini anlamak mümkün değil. rakının üzerine bu kadar gidilmez ki!!!
ayrıca, reklam kurulu el atmışken, şu "erkek olmanın şartları"nı bir açıklayıverse de hepimiz rahatlasak...
28 Temmuz, 2008
Sahibinden TC Kimlik Numarası, Hem de Key Ödemeli
e-devlet uygulamalarındaki durumumuzu göstermesi açısından önemli. neredeyse aylar öncesinden bugün ödeneceği açıklanan konut edindirme yardımı ücretleriyle ilgili hazırlanan site, ödemeler başlamasına rağmen açılamadı.
aslında bu site, ödemelerden en azından 1 hafta önce açılmalıydı. insanların sorgulama yapıp ona göre bankaya gitmesi lazımdı ama düşünün ki ödemeler başladıktan sonra bile açılamıyor. türkiye'de internet pahalı, e-devlet uygulamaları ortada.
sorgulama yapılamayınca boşluğu gören siteler, ödeme yapılacak kişileri liste olarak yayınlamaya başladı. böylece 8.5 milyon kişinin tc kimlik numarası da çarşaf çarşaf ortaya döküldü...
aslında bu site, ödemelerden en azından 1 hafta önce açılmalıydı. insanların sorgulama yapıp ona göre bankaya gitmesi lazımdı ama düşünün ki ödemeler başladıktan sonra bile açılamıyor. türkiye'de internet pahalı, e-devlet uygulamaları ortada.
sorgulama yapılamayınca boşluğu gören siteler, ödeme yapılacak kişileri liste olarak yayınlamaya başladı. böylece 8.5 milyon kişinin tc kimlik numarası da çarşaf çarşaf ortaya döküldü...
Bombaları Kanıksamak # 2

istanbul'daki bombalama olayından hemen sonra yazmıştım televizyonların kaygısızlığını. sadece ibo şov değil; fox'ta roman star, trt'de çifte kavrulmuş, star'da ikizler ve birçok eğlence programı bombalara aldırış etmeden "cıstak cıstak" yapmaya devam etti. hatta bir tanesinin sonuna denk geldim, göbek atmalar bitince, kapanışı türk bayrağı fonu önünde 10. yıl marşı'nı söyleterek yaptırdılar yarışmacı çocuklara.
terör olayına canlı bağlantı yapan haber kanalları ise ayrı bir konu: görüntüleri önce verme uğruna cesetler, parçalanmış organlar, kan revan herşey filtresiz ekrandaydı.
yani hiçbir şeyde ortamız yok!!!
spor basını ise bugün yine aynı; transfer bombaları sayfaları süslüyor.
birkaç küçük örnek mi:
suazo bombası: milliyet
aziz yıldırım bombaladı: vatan
fener'den bir bomba daha: vatan
inter'in bombaları sürüyor: hürriyet internet
galatasaray bombayı patlacak: internethaber
Bombaları Kanıksamak ve Transfer Bombaları Üzerine
yaz aylarında transfer mevsiminde biraz da haber kıtlığından, gerçek ya da yalan - doğru ya da yanlış medyada her geçen gün onlarca transfer haberi çıkıyor. pardon transfer bombaları patlıyor. bir gün galatasaray patlatıyor bombayı, diğer gün fenerbahçe.
istisnasız tüm medya bu "transfer bombası" söylemine bayılıyor.
istanbul'da bu gece maalesef 2 gerçek bomba patladı, 20 civarında ölü, 100'ün üzerinde yaralı var. bomba işte böyle birşey, masumları hunharca katletmenin en acımasız aracı.
yarın aynı gün aynı gazetelerde, ana sayfada istanbul'da patlayan bombalar, spor sayfalarında patlayan transfer bombaları yer alacak.
halbuki ben artık hiç bomba patlasın istemiyorum. gerçek bombaları en unuttuğumuz günlerde bile transfer bombaları sinirlerimi bozuyor. spor medyasında bu konuyla ilgili bir çalışma yapılmalı.
bombalar patlamasın: ne gerçek bombalar, ne transfer bombaları; ne de toplumumuzun bombayı kanıksaması nedeniyle bu sözcükle dilimize yerleşen ve genellikle olumlu anlamda kulanılan diğer deyimler...
edit: gerçekten çok kanıksamışız biz bu bombaları; devletin televizyonları dahil, vur patlasın - çal oynasına ara vermeyi aklından geçiren yok. spor medyasına haksızlık mı ediyorum? gerçek bombalar, transfer bombaları kadar etki yaratmıyor artık...
istisnasız tüm medya bu "transfer bombası" söylemine bayılıyor.
istanbul'da bu gece maalesef 2 gerçek bomba patladı, 20 civarında ölü, 100'ün üzerinde yaralı var. bomba işte böyle birşey, masumları hunharca katletmenin en acımasız aracı.
yarın aynı gün aynı gazetelerde, ana sayfada istanbul'da patlayan bombalar, spor sayfalarında patlayan transfer bombaları yer alacak.
halbuki ben artık hiç bomba patlasın istemiyorum. gerçek bombaları en unuttuğumuz günlerde bile transfer bombaları sinirlerimi bozuyor. spor medyasında bu konuyla ilgili bir çalışma yapılmalı.
bombalar patlamasın: ne gerçek bombalar, ne transfer bombaları; ne de toplumumuzun bombayı kanıksaması nedeniyle bu sözcükle dilimize yerleşen ve genellikle olumlu anlamda kulanılan diğer deyimler...
edit: gerçekten çok kanıksamışız biz bu bombaları; devletin televizyonları dahil, vur patlasın - çal oynasına ara vermeyi aklından geçiren yok. spor medyasına haksızlık mı ediyorum? gerçek bombalar, transfer bombaları kadar etki yaratmıyor artık...
27 Temmuz, 2008
Ne Kadar Değişmiş!!!
work less partisi genel başkanı'nın fotoğrafından sonra bu ikinci oluyor ama çıplak fotoğraflarla rating arttırmak değil amacım.fotoğraf, tahmin etmekte çok zorlanmayacağınız üzere hürriyet internet sitesinden. ünlüler yıllar içinde ne kadar değişmiş üzerine büyük bir gazetecilik yapmışlar. milliyet'te de ünlülerin gerçek isimleri neler diye benzer bir haber var aynı zamanda.
bu gazetelerin internet sitesi bölümlerine bizzat gittim görüşme yaptım. gözlerimle gördüm ki, bu haberler artık sos olmanın dışına çıkmış. yani soslar yemek olmuş, gerçek yemekler onların yanında sos olmuş. şu haber eminim ergenokon haberinden daha fazla hit alıyor. neden oldu, nasıl oldu daha sonra tartışalım.
ama hiç sevmediğim gülben ergen; rivayetlere göre bundan daha fena görüntüleri olan gülben ergen; şu pozu verdiğinde bir gün bu kadar ünleneceğini tahmin eder miydi? belki hayal de olsa ederdi. peki, zamanında iki-üç magazin gazetesine basılan bu fotoğrafların, yıllar sonra internet diye bir mecra bulunup oradan milyonlara ulaşacağını tahmin eder miydi???
Work Less Partisi Türkiye'de Olsa
work less; kanada'da "çalar saatler düşleri öldürür" sloganıyla var olan ve haftalık çalışma saatlerinin düşürülmesi için çabalayan parti. yukarıda resmi bulunan partinin kurucusu conrad schmidt'in "workers of the world relax: the simple economics of less industrial work" (dünyanın tüm işçileri gevşeyin: daha az endüstriyel işin basit ekonomisi) adlı bir kitabı da bulunmakta. parti; çalışma saatlerinin düşürülerek istihdamın arttırılması, çalışanların daha özgür, böylece daha verimli olması ve dünyaya verilen zararların azaltılmasını savunmakta. partinin odağı insan ve "yaşamak için daha fazla zamanın olması" ile "düşleri öldüren saat alarmlarından kurtulmak" sloganları arasında. haber ve fotoğraf; radikal'den.bizim siyasi yaşamımızda böyle renklere pek yer yok maalesef; halbuki sırf bu çalar saat meselesi nedeniyle, türkiye'de olsa oy verecek çok kişi biliyorum...
Kurbağa Metaforu
belki duymuşsunuzdur; kurbağa metaforunu:kurbağayı kaynayan bir suya atınca hemen dışarı fırlar ve kendini kurtarır.
fakat soğuk suya koyup, suyu yavaş yavaş ısıtırsanız, giderek sıcağa alışıp sonra haşlanır.
yani eğer bir dış yardım olmazsa ölür...
nedense kaynamakta olan ılık bir sudaymışcasına yaşıyoruz çoğunlukla.
bazen yoğunluktan, iş hayatından fark edemiyoruz suyun ısındığını; bazen rahatlıktan, ılık suyun mayıştırmasından.
ve biz mayışıkken...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


