13 Kasım, 2008

Ara


hayatın bazı dayatmaları nedeniyle blog bir süre güncellenemeyebilir, yakında görüşmek dileğiyle...

10 Kasım, 2008

El Classico

ispanya'da barcelona-real madrid derbisinin adı el classico.
bizde ise kadıköy'de oynanan fenerbahçe-galatasaray maçlarının sonucu.
maalesef...

08 Kasım, 2008

Galatasaray vs Fenerbahçe


galatasaray'la fenerbahçe yarın kadıköy'de karşı karşıya geliyor. kadıköy'de yıllardır galatasaray kazanamasa da aralarında oynanan son 3 maçta 2 galibiyet 1 beraberliği var sarı-kırmızılıların.
hayatın sıkıcı taraflarından uzaklaşmak için bir maç bileti, umarım kazanan bizim takım olur...

07 Kasım, 2008

Şarkılarla Geçti Aramızdan

kazım koyuncu'yla çok geç tanıştım maalesef.
öncesinde sadece ismini bildiğim bir karadenizli şarkıcıydı, sonrasında yaşamımda iz bırakan bir insan, bir ses.
7 kasım 1971'de dünyaya gelmiş, yaşasaydı bugün mutlu yıllar denecekti.
iyi ki dünyaya gelmiş, bu dünyaya, bizlere bir nefes, bir ses, bir mücadele bırakmış...

hala tanışamamış olanlar için;
ümit kıvanç'tan kazım koyuncu belgeseli: şarkılarla geçtim aranızdan...

06 Kasım, 2008

Özel Hayatın Gizliliğine Dair



gazetecilikte her zaman tartışılan bir konudur özel hayatın gizliliği.
medya etikiyle ilgili oluşturulan düzenlemelerde bu olguya dikkat çekilir, mahremiyete saygı gösterilmesidir esas olan.
ancak iş uygulamaya gelince değişir. göz önündeki insanların, ünlülerin hayatları her zaman diğer insanların ilgisini çeker, merakını uyandırır.

böyle olunca da o ince çizgi her zaman aşılır. ama sadece medyanın hakkını yemeyelim, medyada yer almak adına bazen bilinçli olarak yaptıranlar da vardır bunu. bir gazeteye kendi özel fotoğrafını gönderip özel haber olarak yayınlatanlardan tutun da, kendi kendini haber yapılması için ihbar edene dek gider bu. bazen de leydi diana'nın paparazziler tarafından takip edilirken kaza geçirip ölmesi gibi trajik sonuçlara da yol açar.
türkiye'de neredeyse ilk kez bu konuyla ilgili ciddi bir gelişme meydana geldi. bugünkü haberlere baktığımızda:

"mahkeme sezen aksu'nun mayolu fotoğrafını çekip yayınladığı için muhabir cumalı hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan TCK'nın 134/2. maddesi gereğince 1 yıl 3 ay hapis cezası verdi. ardından, tekrar suç işlemeyeceği konusunda kanaat getirilerek cezası ertelendi."

sanırım bu haberden sonra gazeteciler, belirttiğim o ince çizgiyi ayarlama konusunda biraz daha dikkatli olacaklardır.

ama gazetecileri mahkeme kararından daha çok incitmesi gereken bir olayı hatırlatarak bitirelim. bir zamanlar küçük ibo vardı. küçük ibo çocuktu, sürekli medyanın karşısındaydı. kameralar, fotoğraf maikeneleri, canlı yayınlar hepsinde ibo vardı. aslında hiçbirşey olmayan ve olamayacak küçük ibo'yu medya parlatıyordu. sonunda bir gün küçük ibo doğal olarak kendini birşey sandı; kameramanlara saldırdı, muhabirlere hakaret ve küfürler yağdırdı. bugün küçük ibo büyüdü ama artık yok. medyanın ünlülerle ilişkisi biraz da böyledir işte, nereden tutarsanız elinizde kalır...

04 Kasım, 2008

Turkcell'i Önemse(me)yen Genel Yayın Yönetmeni

hayat akarken elinizde konular olsa da bloga yazmak bazen mümkün olmayabiliyor. birkaç günlük ara için özür.
iyisi mi burada mustafa filmiyle de gündeme gelen turkcell'in doğan grubu gazetelerine ilan vermemesi meselesiyle devam etmeye çalışalım.

hürriyet genel yayın yönetmeni ertuğrul özkök yazısında hürriyet'e ilan vermeyerek asıl kaybedenin turkcell olduğunu anlatmaya çalışıyor. ancak burada yaptığı bazı aşırı vurgular ve satır aralarında aslında turkcell'den ilan alınamadığı için özkök'ün ve hürriyet yönetiminin son derece rahatsız olduğu, deyim yerindeyse "hasetinden çatlamış" durumda olduğu anlaşılıyor:

"turkcell, 3 yıldan beri hürriyet'e ilan vermiyor. canları sağolsun. onlar ilan vermedi diye, hürriyet'in ilan gelirlerindeki büyüme eksilmedi, tam aksine iyice arttı. hürriyet 60 yıldan beri türkiye'nin uzak ara en büyük ilan mecrası."

"satın alma gücü yüksek okurunu kaybeden sabah, hem "tiraj liginde" hem "ilan liginde" alt kategorilere düştü. turkcell'in ilan vermediği hürriyet'in ilan geliri artarken, turkcell'in ilan verdiği sabah'ın ilan gelirleri, tepetakla gitti. turkcell'in ilan vermediği hürriyet, neredeyse, turkcell'in ilan verdiği sabah'ın üç katı ilan alır hale geldi."

"hürriyet'in ilan gücü karşısında en derin aşağılık komplekslerine sahip olan gazeteler hemen şu yola başvurur. hürriyet'e bulaşmak, iftira atmak. pazar'ın en büyüğü olmanın maalesef ödenmesi gereken bedeli budur."

"turkcell yönetimine gelince... şurası kesin ki, mustafa krizini çok kötü yönettiler."

"kamuoyunun bu kadar konuştuğu bir olayda, turkcell bize ilan veriyor olsaydı da farklı davranmazdık."

"turkcell'in başındaki en büyük felaket, elinde kalmış küçücük hisseyle, koskoca şirketi babasının malı gibi kullanan kişidir. yani mehmet emin karamehmet'tir."

"turkcell'in, azınlık hissedarının keyfi inadı ile ilan verdirttirmediği hürriyet, son 3 yılda büyük gazeteler arasındaki ilan payını ezici şekilde artırmıştır. turkcell'in ilan verdiklerinin zavallı durumu ise ortada."

"turkcell gibi, büyük ve halka açık bir şirketin kaynaklarının, azınlık hissedarının tirajı yerlerde sürünen medyasına, sırf şantaj silahı olarak kullansın diye oluk oluk akıtılmasına hem ahlaki, hem de hukuksal sonuçları vardır."

01 Kasım, 2008

Tribün

nike'ın çakması
levis'ın çakması
şimdi yeni moda göztepe çakması
83 yıllık efsane şimdi oldu kestane...

bir karşıyakalı olarak her ne kadar bana komik gelse de bu pankart ısparta-göztepe maçında olayların çıkmasına neden oldu. kestaneli bölüm olmasa, hakaret içermeyen çok da komik ve yaratıcı bir pankart olacak. gerçekten de amatöre düşen, para vererek 3. lige yükselen göztepe çakma değil de nedir??? gerçek olarak sadece taraftarı kalmış bence.

göztepeliler doğal olarak pankartın indirilmesini istedi, en tuhafı ise ısparta valisinin pankartta hakaret olmadığını savunması. vali pankartı indirtmeyince olaylar büyüdü, yaralananlar oldu.

tribünlerdeki olayları tartışırken doğal olarak bilinçsiz spor yöneticileri ve kışkırtıcı medya en yüksek payı alıyor. ancak zaman zaman yerel yöneticiler hatta yerel kolluk kuvvetleri olayların üzerine tuz biber ekiyor.

benzer bir şey karşıyakalılara yapılsa sanırım önce stad sonra ısparta yıkılırdı, yine de ucuz atlatılmış...