gazetecilikte her zaman tartışılan bir konudur özel hayatın gizliliği.
medya etikiyle ilgili oluşturulan düzenlemelerde bu olguya dikkat çekilir, mahremiyete saygı gösterilmesidir esas olan.
ancak iş uygulamaya gelince değişir. göz önündeki insanların, ünlülerin hayatları her zaman diğer insanların ilgisini çeker, merakını uyandırır.
böyle olunca da o ince çizgi her zaman aşılır. ama sadece medyanın hakkını yemeyelim, medyada yer almak adına bazen bilinçli olarak yaptıranlar da vardır bunu. bir gazeteye kendi özel fotoğrafını gönderip özel haber olarak yayınlatanlardan tutun da, kendi kendini haber yapılması için ihbar edene dek gider bu. bazen de leydi diana'nın paparazziler tarafından takip edilirken kaza geçirip ölmesi gibi trajik sonuçlara da yol açar.
türkiye'de neredeyse ilk kez bu konuyla ilgili ciddi bir gelişme meydana geldi. bugünkü haberlere baktığımızda:
"mahkeme sezen aksu'nun mayolu fotoğrafını çekip yayınladığı için muhabir cumalı hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan TCK'nın 134/2. maddesi gereğince 1 yıl 3 ay hapis cezası verdi. ardından, tekrar suç işlemeyeceği konusunda kanaat getirilerek cezası ertelendi."
sanırım bu haberden sonra gazeteciler, belirttiğim o ince çizgiyi ayarlama konusunda biraz daha dikkatli olacaklardır.
ama gazetecileri mahkeme kararından daha çok incitmesi gereken bir olayı hatırlatarak bitirelim. bir zamanlar küçük ibo vardı. küçük ibo çocuktu, sürekli medyanın karşısındaydı. kameralar, fotoğraf maikeneleri, canlı yayınlar hepsinde ibo vardı. aslında hiçbirşey olmayan ve olamayacak küçük ibo'yu medya parlatıyordu. sonunda bir gün küçük ibo doğal olarak kendini birşey sandı; kameramanlara saldırdı, muhabirlere hakaret ve küfürler yağdırdı. bugün küçük ibo büyüdü ama artık yok. medyanın ünlülerle ilişkisi biraz da böyledir işte, nereden tutarsanız elinizde kalır...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder