yıl 1995. ben izmir kanal 1 tv'de muhabir olarak çalışırken, erhan önel de aynı gruba ait fm izmir 101 radyosu'ndaydı. fazla bir muhabbetim yoktu ancak sevimli-heyecanlı ayrıca boyu da 2 metreye yakın bir arkadaş olarak anımsarım.gün geçti, geçenlerde televizyonda gördüm kendisini. bir açılışta chp genel sekreter yardımcısı mehmet sevigen'le tartışmış ve iddiaya göre önce küfürlere maruz kalmış sonra da darpa uğramıştı.
ama sanırım darp darbesinden çok, haksızca dayak yemesi onu o kadar duygusallaştırdı ki önce hıçkırarak ağlamaya başlamış sonra da fenalaşarak hastaneye kaldırılmıştı.
yedirememişti bu muameleyi kendisine...
hani istese o cüssesiyle sevigen falan kalmazdı ya orada.
biraz önce haberlerde izledim. chp'li izmir büyükşehir belediyesi erhan önel'in işine son vermiş. hem küfür hem dayak yiyeceksin, hastanelik olacaksın, hem de biraz gurur sahibi olup buna isyan ettiğin için işinden olacaksın.
şöyle açıklamış belediye işe son verme gerekçesini:
görülen lüzum üzerine...
ha nedense aklıma geldi: aynı büyükşehir belediyesi "görülen lüzum üzerine" yüksek arsenik değerlerine sahip suyu izmir çeşmelerinden akıtmaya başlamış. utancından da tam 4 ay su faturası göndermeyecekmiş.
hadi biz evimizde bu suyu içmiyoruz, çayda yemekte kullanmıyoruz. peki ya dışarıda yediğimiz yemeklerde, içtiğimiz çaylarda, haftaya açılacak okul çeşmelerinde, hastanelerde, camilerde, sokak çeşmelerinde, sebillerde, yoksul vatandaşların evlerinde, orada, burada hangi su içilecek ya da kullanılacak?
değil pet şişe su almak, su faturası gelmesin diye camiden su taşıyan insanlar yaşıyor bu ülkede, bu şehirde!!!
tekrar olacak ama: neredesin be priştina, izmir gidiyor değil, gitmiş çoktan...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder