ekşisözlükte bir başlıkta görmüştüm, sabah gevrekçilerin "gevrekçiieeee" bağırışını "taze simit, gevrek yeah" olarak tanımlamışlardı, hoştu.aslında sokaktan gelen bağırışların en masumu bu.
haftasonu evdeyseniz, sabah saat 6'larda temizlik görevlilerinin çöp koyteynırlarını adeta yere fırlatarak bırakmasıyla bir uyanırsınız. hadi o saatlerde tekrar uyumak kolaydır diyelim ancak bunu becerebildiyseniz en geç saat 10'da mikrofondan gelen "keeeerpuuuuuuz" sesiyle uyanmanız kesindir.
karpuzcuyu dometesçi yine mikrofonla takip eder."eskicieeee" sesleri yine gevrekçi gibi masum olanlardandır. en azından mikrofon yok.
inançlara saygımız sonsuz ama sesi iyi olmayan bir imamın görev yaptığı caminin yanında oturuyorsanız o zaman yine mikrofondan çokça detoneli ezanlar dinlemek zorundasınız demektir. halbuki, herkesin artık alarmlı cep telefonları, çok özellikli saatlere sahip olduğu bu zamanda yalın bir ezan sesi dinginliğine sarsa hepimizi daha iyi olmaz mı...
diyelim cadde üzerinde oturuyorsunuz, o zaman trafik polislerinin mikrofonla "35ae3535, lütfen aracınızı alın" uyarıları size tanıdık gelecektir.
arkasından bir konvoy. düğün ya da sünnet var ve cümle alem görmeli, herkes yüklensin kornalara.
zaten ben türkiye'deki modernlik ve insana saygı yaklaşımını buradan kurmaya karar verdim.
ne zaman ki düğün ve asker konvoyları herkesi rahatsız etmeden, kornalara asılmadan yoluna devam edecek ya da en azından bunun uygulanır bir cezai yaptırımı olacak, o zaman ben daha iyi bir ülkede yaşadığımızdan emin olacağım.
tüm bunları geçtik ki hepsinden daha vahimi var:
evinizde hastanız ya da küçük bir bebeğiniz olabilir, akşam zorlukla uyutmuş olabilirsiniz. ya da ajitasyon yapmayalım, siz evde kafa dinlemek istiyorsunuz belki film izlemek istiyorsunuz. ama o da ne; mahalle arasında kına gecesi var. yalnızca yüksek sesten söz etmiyorum, gerçekten dayanılmaz bir şey bu. bakın bizim mahalledekileri, ben gece 11'den sonra 155'e ihbar ediyorum. memurlar bazen bir yoklayıp uyarıyor, bazen bitiriyor. bizim oralarda böyle bir işe girişeceklerin bilgisi olsun. bir memur, eğer gündüz saatlerinde hazırlık yapılırken (diyelim sandalyeler dizlirken) ararsanız, biz o düğünü yaptırmayız demişti ama şimdilik o kadarına benim bile vicdanım yetmedi.
gürültü kirliliği, türkiye'nin hiç üzerinde durmadığı bir olgu. ama üzerimizdeki streste, tez canlılığımızda, çabuk ama yanlış kararlar vermemizde o kadar ciddi etkileri var ki...
maalesef bu coğrafyada gürültülü yaşamdan kaçış yok.nereye giderseniz gidin en beklenmendik anda yakalar sizi yakında başlayacak olan ramazanda güm güm davullar;
gerçi bu da masum diğerlerinden, evet...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder